Sandıklı Gönüllü Hanımlar Derneği Hayranlık Uyandırdı
Bir dernek kurmak cesaret
ister, yöneticilerinde liderlik özellikleri olmasını gerektirir. Derneği
yaşatmak ise emek, çaba, irade, özveri ister. Sandıklılı hanımlar bir “gönüllü”
derneği kurmayı, onu yaşatmayı, güçlendirmeyi ve tanıtmayı başarmışlar. Tebrik
eder, derneğin güçlenerek büyümesini yürekten dilerim.
Derneğin tiyatro topluluğu,
16 Şubat 2024 Cuma akşamı, İzmir-Karabağlar Halk Eğitim Merkezi’ndeydi.
Sandıklı’daki yaşayışı, meşhur Sandıklı şivesini, gelenek ve göreneklerini
ortaya koyan oyunlar sergilediler. Gönüllü kadınların cesaret ve yeteneği,
bendenizde büyük hayranlık ve saygı uyandırdı.
İzmir’de yaşayan, 1958 doğumlu
bir Sandıklılı olarak, dernek ve gösteriler hakkındaki duygu ve düşüncelerimi
ve naçizane önerilerimi sunacağım:
SIKI SIKI BAĞLI
Efsaneleşen, destanlaşan bir hikâye…
Annemin bize ilk anlattığından bu yana en az yarım asır geçmiştir. Anneme de
kendisinden önceki kuşaklar anlatmış. Kısaca özetleyecek olursak; evde,
kendilerinden un, yağ, şeker saklanan iki eltinin canları helva (havla) çeker.
Kaynana bir düğüne gitmek için evden çıkınca, onun yağı, unu, şekeri sakladığı
dolabın anahtarını bulan gelinler, helvayı kavurur. Tam yiyecekleri sırada
kaynananın geldiğini görürler. Helvanın yarısını biri, yarısını diğeri, birer
bezle karınlarına bağlarlar. Birbirlerine “sıkı sıkı bağla” diye tembih
ederler. Kaynana eve girer. Düğüne gelip orada oynamadınız, şimdi evde
oynayacaksınız diye tefi eline alır ve çalmaya başlar. Gelinler hem oynar hem
de “sıkı sıkı bağlı, sıkı sıkı bağlı, hiç korkmam kaynana (gayınna)” diye
türkü tuttururlar.
Oyuncu hanımlar, bu hikâyeyi
çok güzel canlandırdılar. Güldürürken düşündürttüler.
TOROS veya NUH’UN
GEMİSİ
Çocukluğumda, Sandıklı’nın
dört otobüsü vardı. Bunlar belli bir sırayla Sandıklı-Dinar, Sandıklı-Afyonkarahisar,
Sandıklı-Hüdai Kaplıcası arasında işlerdi. Toros, Allahverdi, Çiçek ve Rıfat
adlı otobüslerdi. Ben, hepsiyle de yüzlerce kez kaplıcaya gittim geldim. Tabii
bir numara Toros’tu. En çok ona bindik.
Otobüslerin ve sürücülerinin
öyküsü çok eski. Biz doğmadan çok önce başlamış. Meselâ, şu resimde görülen
otobüsü biz görmedik. Bizden önceki kuşakların bindiği TOROS… Bizim
dönemimizdeki TOROS daha büyük, burunsuz bir otobüstü, şimdiki yolcu
otobüslerine benziyordu.
Resimde, soldan ikinci kişi
Şoför Toros. Herkes onu “Toros”
olarak biliyor. Adının Mustafa Emrem olduğunu, bu fotoğrafı bana temin
eden arkadaşım Eray Aferin’den yeni öğrendim.
Resimde arkada gözüken fötrlü Allahverdi.
Onu da bütün Sandıklı Allahverdi diye biliyor. Asıl adı Ahmet Efe ve
1921 doğumluymuş. Bu bilgileri, oğlu Halil Efe’nin anlatımıyla İnstagram’dan
alıyoruz. Oğlu’nun anlattığına göre, Allahverdi, Toros’un yanında muavinliğe
giriyor ve temel eğitimini ondan alıyor.
Bu bilgilerden Toros’un
doğumunun Osmanlı dönemine gittiği anlaşılıyor. Bizim çocukluğumuzda, Toros,
herhalde 60 yaşlarındaydı. Ben onu, başında kasketi ve burun deliklerinin
altındaki kısa bıyığıyla hatırlıyorum.
Fakat burada zikredilmesi
gereken Toros adlı otobüs. Kısaca Toros! Bir âlemdi. O zamanlardaki meşhur
parkın/çay bahçesinin önüne park eder, “dolunca” kalkardı. Öyle,
oyundaki şöförün saatina bakıp, “hım, saat gelmiş, gari kalkalım” gibi
bişey yoktu. Dolunca kalkar, ne demek? Dolup-dolmadığına karar verme yetkisi sadece
şoför Toros’ta demek. Onun keyfi gelmezse, isterse tıka-basa dolmuş olsun,
beklerdik. Yaz güneşinde o otobüslerde çok piştik! Lâkin onun keyfi gelince,
hepimizin de keyfi gelirdi.
Toros’un otobüsü Nuh’un gemisi
gibiydi. Yolcuların yanı sıra, çuvallar, sepetler, tavuk, horoz, culluk, kaz
hatta koyun bile taşınırdı. Çuvallar, sepetler bagajı doldurduğu gibi aracın
içini de doldurabilirdi.
Sandıklılı Gönüllü Hanımlar,
bu efsaneyi de canlandırdılar. Çok güzel yaptılar ama yukarıda dile getirdiğim gibi,
otobüsü Nuh’un gemisi şekline çevirmemişlerdi. Bir de Toros’u canlandıran kişinin
bıçkın bir şoför rolünde olması bize yadırgatıcı geldi. Çünkü biz, Toros’un
yaşlılığına tanık olan bir nesildik.
DÜĞÜN DET ve
DAVETLERİ
Sandıklı’nın düğün âdetleri de
başarıyla canlandırıldı. Fıta-gıvrağın vurgulanması güzeldi. Özellikle ortada
sofra ve hiçbir yemek olmadığı halde, yemeklerini anlatmak, onların
dedikodusunu yaparak ayrıntılara girmek çok başarılıydı. Çok eğlendirdi, çok
güldürdü, çok düşündürdü. O davetlere özlem duyduk. O geniş sülale/akraba davetleri,
oradaki sohbetler ne kadar tatlıydı. Akrabaları bir araya getirmenin yanı sıra,
çocukların kaynaşması, âdetleri öğrenmesi, gelenek ve göreneklerin yeni
kuşaklara aktarılması bakımından ne kadar yararlıydı.
KADINA ŞİDDET
Sandıklılı Gönüllü Hanımlar,
günümüzün büyük yaralarından, büyük meselelerinden olan “kadına şiddet”
konusunu da işlemişler. Öncelikle, bu konuda duyarlılık gösterdikleri için
hararetle tebrik ederim.
Sorunu hemen her yönüyle çok
başarılı bir biçimde ele almış ve sahnelemişler. Bizi, ağlanacak hallerimize
güldürdüler ve derin derin düşünmemizi sağladılar. Her bir oyuncuyu tekrar,
ayrı ayrı kutlarım.
HARMANDALI
Tiyatro gösterisinin sonunda,
gönüllere işleyen bir Harmandalı ezgisiyle oyuncular, yörenin bu çok sevilen
zeybek oyununu ahenkle, hakkını vererek oynadılar. Çok beğendim, çok
duygulandım. Muhteşemdiler. Muhteşemdiniz.
MUTLU OLDUK, MORAL ve
CESARET BULDUK
Düşünün: Ülkenin en mutaassıp
illerinden sayılan Afyonkarahisar’ın, yine mutaassıp kabul edilen ilçesi Sandıklı’nın
kadınları… Bir denek kuruyor. Bunu yaşatıyor. Adını duyuruyor. Tiyatro
topluluğu oluşturuyor ve oyunlarını Ankara, İzmir gibi büyük şehirler başta
olmak üzere ülkenin her yerinde sergiliyorlar. Yukarıda da söylediğim gibi bu
büyük bir cesaret, özveri, kararlılık ve devamlılık gerektiriyor. Bu çok çok
çok büyük bir başarıdır. Bendenizde hayranlık uyandıran bir başarı.
Sandıklı Gönüllü Hanımlar
Derneği’nin başarısı, Cumhuriyet’in, Atatürk Devrimlerinin yerine
oturduğunun, başarılı olduğunun da kesin kanıtıdır. Kadın haklarının her geçen
gün biraz daha genişlediğinin, kadınların haklarını söke söke aldığının ve
alacağının açık göstergesidir. Türk insanının büyük bir gelişme gösterdiğinin,
özellikle zihniyette, anlayışlarda devrim yarattığının resmidir.
Sandıklı Gönüllü Hanımlar
Derneği’ni, bize bu moral ve cesareti verdiği için gönülden kutlar ve
kendilerine teşekkür ederiz. Yüz yıl önce bu başarının temellerini atan, başta Gazi
Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyet’i kuranların ruhları şad
olsun.
ÖNERİLER
1. Tiyatro
gösterisinin başlama saati 20:00 olarak bildirildiği halde, ancak 20:30’da
başlayabildi. Bu çok büyük bir hata. Kimsenin zamanı sınırsız değildir.
O yarım saat gecikme, seyirciler için çok büyük bir sıkıntı haline geliyor.
Ayrıca, Hemen herkes birkaç vasıta değiştirerek ve aralarda da yürüyerek
Karabağlar’daki mekâna ulaşabildi. Bir de bunun dönüşü var. Saatler ilerledikçe
toplu ulaşım vasıtaları seyrekleşiyor, hava daha da soğuyor. Pek çok yaşlı
insanın eve dönüşü çile haline geliyor.
2. Bütün
etkinlikleri başarıyla tanıtan sunucu hanım, Toros oyununu tanıtırken,
“şöyle olurmuş, böyle olurmuş” diye mişli geçmiş zaman kipi kullandı. Belli
ki maalesef o otobüse hiç binmemiş. Oysa, gördüğüm kadarıyla, oyuncular içinde,
o otobüse binmiş, o deneyimi yaşamış olanlar vardı. Oyunun o bölümü, o kısa
yolculuğu yaşayan birisi tarafından tanıtılsaydı daha çekici olurdu.
3. Derneklerin
yaşaması, etkin olabilmesi için mutlaka ekonomik bakımdan güçlü olmaları lâzım.
Gösteri ücretsizdi. Belki kurumlardan önemli destekler alınıyor, belki dernek
üyelerinin hepsinin hali-vakti yerinde ve derneğin hiç bağışa ihtiyacı yok. O
vakit, diyeceğim bişey yok. Ama eğer bağışa ihtiyaç varsa, gösteri yine
ücretsiz olabilir fakat salonun girişine, makbuz karşılığı alınacak bir “bağış
masası” konabilir. Böylece, seyirci, gönlünden kopanla Gönüllü Hanımları
destekleyebilir.
[email protected]