Bu DERİN SESSİZLİK Ne Ola ki?
Aşağıda kapak resmini
gördüğünüz kitap Temmuz 2023’te yayımlandı. Bir ay sonra, Ağustos başlarında,
ilk olarak, Sandıklı’da, Belediye Başkanlığı’nca düzenlenen bir etkinlikte
görücüye çıktı.
Uzun etkinlik alanını, Belediye
Başkanı’yla birlikte gezen Sandıklı’nın ileri gelenleri, kitapları
sergilediğimiz bizim masaya yaklaştılar. 40-45 yaşlarındaki, takım elbiseli bir
bey, “HENÜZ İŞTAHIN VARKEN SOFRADAN KALKABİLMEK” adlı kitabımı eline aldı.
Başlığı okudu ve “Bunu, bu uyarıyı kimse görmek istemiyor” dedi.
Birlikte acı acı güldük.
Doğru, o uyarıyı, insanı sarsarak,
“kendine gel” diyen o müthiş Hadis’i kimse duymak, görmek istemiyor.
Dünya Obezite Günü dolayısıyla
soruna dikkat çeken Profesör Selçuk Şirin, “Ne hikmetse, ülkedeki ölümlerin
sigaradan sonraki nedeni olan obezite konusunda derin bir sessizlik var.” diyor.
Öyle ya, obezite konusunda
herkes derin derin susuyor.
Diyanet susuyor…
İktidarıyla, muhalefetiyle
siyaset susuyor…
Tıpçılar, sağlık kurumları
hatta beslenme uzmanları susuyor…
Bu derin sessizlik niye ki?
Ne dersiniz?
Diyanet ve siyasetin
suskunluğu, yemeyi çok seven vatandaşı uyarıp da onlar nezdinde itici olmak
istemediğinden mi?
Tabii bu uyarı sadece vatandaş
katında itici olmakla kalmıyor, gıda sektörünü de son derece kızdıran,
öfkelendiren bir uyarı oluyor. Henüz iştahın varken sofradan kalkmak
demek, tabakların küçülmesi, sofradaki çeşitlerin ve hatta öğünlerin azalması,
dolayısıyla, yiyecek-içecek satışlarına da ilginin azalması anlamına geliyor.
Derin sessizlik lokantaların,
kafelerin, marketlerin, kantinlerin de işine geliyor. Çünkü obeziteyi önlemeye
kalktığın vakit, buraların müşterisi azalacak, masadaki, sepetteki çeşit ve
miktar küçülecek.
Obezite, ne
yazık ki sağlık kuruluşlarının da işine geliyor. Bir ülke nüfusunun yarısından
çoğunun kilolu ve aşırı kilolu olması ne demek? Her türlü hastalığı tetiklemek
demek… Bunların tedavisi için sağlık kurumlarını doldurmak demek… Torba
torba ilaç satmak demek!
Tabii yine ne yazık ki bu
sessizlik en fazla vatandaşın işine geliyor. Vatandaş, midesine, yeme-içmesine
karışılmamasından gayet memnun… Sonunda hastalıklar, doktorlar, ilaçlar olsa da
memnun. Çünkü yemek, hamur işleri, etler, tatlılar, pastalar, kahvaltılıklar ve
bunların arasında tükettiğimiz paketli-paketsiz renkli gıdalar müthiş lezzetli,
müthiş çekici. Bunlardan asla mahrum olmak, bunları kesinlikle sınırlamak
istemiyor. Bunlara sınır koyanlara, hele engelleyenlere feci şekilde
öfkeleniyor hatta azılı düşman oluyor.
Derin sessizlik… Kan
damarlarını tıkayan bir derin sessizlik… Tıknefes eden, nefes aldırmayan bir
derin sessizlik… Hastaneleri dolduran bir derin sessizlik… Torba torba ilaç aldıran/sattıran
bir sessizlik…
Bakalım, nereye kadar gidecek
bu derin sessizlik!
x x x
İLGİLİ YAZI
Kızıl Goncalar: Fazla Yersen
AFİYET Noksandır
[email protected]