İsmail Hakkı CENGİZ

İZMİR / BAYRAKLIih.iyiinsan.com

GENEL HABERLER’DE DEVRİM

Haberlere yeni bir anlayış

Makale

BEYİN; ZENGİNLİK, HUZUR, MUTLULUK

2024-05-05 00:00:00
Okunma: 1 | Yorum: 0

Beyin yaklaşık
olarak iki yumruk büyüklüğünde ve 1,4 kilogram ağırlığında bir organımızdır. Tony
Buzan’ın deyimiyle “Bir buçuk kilogramlık kâinat.”

O kâinat bize zenginlik, huzur ve mutluluk
getirebilir.

Eğer onu tanırsak, işlevlerini ve kullanmasını
bilirsek…

Beynin içinde,
bir şehri tekrar tekrar kurmaya yetecek kadar atom enerjisi var.

Beynimizdeki
nöronların yani sinir hücrelerinin sayısı yüz milyarlarca… Öğrenme; bu
nöronların birbiriyle irtibata geçmesiyle sağlanıyor. Her nöronun birbiriyle
iletişime geçmesi mümkün. Bu ise yüz milyar üzeri yüz milyarlık bir bilgi
potansiyeli demektir ki; ortaya çıkacak rakamı bilgisayarlarla bile hesaplamak
ve ifade edebilmek, neredeyse imkânsızdır.

Beyinde oluşan
elektrik darbesi, iki beyin hücresi arasında kimyasal iletiler gönderir ve
böylece “düşünce” iletilmiş olur. Bunun nasıl gerçekleştiği bilinmemektedir.

Beyin
Hakkındaki Bazı Yanlış İnanış ve Bilgiler

İnsanın, 21
yaşından sonra günde ortalama 10.000 beyin hücresini yitirdiğine inanılıyor.
Gerçekse; öğrenme yoluyla beyin çalıştırıldığında, hücre kaybetmek bir
yana, beyin içinde daha da gelişmiş bağlantılar oluşuyor.

Diğer bir
yanlış inanış, yaş ilerledikçe genel zihinsel becerilerin gittikçe hızla
gerilediği yönünde! Böyle bir şey yok; tabii eğer insanlar yaşlandıkça
kendilerini bırakmazlarsa…

Güzel
Türkçemizde, bu yanlış inanışları çürütecek çok anlamlı bir kavram var: “Bilge.”
Bilge deyince aklımıza ne geliyor? Ak sakallı ihtiyarlar, değil mi? Yukarıdaki
negatif inançlar doğru olsaydı, “bilge” dediğimiz kişilerin hepsi de
ihtiyarladıkça, birer bunak olacaklardı. Oysa bilge olmuşlardır. Bu, bize şunu
gösteriyor: Öğrenmeyi sürdürürsen, beyin fonksiyonları artarak devam ediyor ve
bilge oluyorsun… Öğrenmeyi bırakırsan, beyin tembelleşiyor ve bunamaya doğru
yol alıyorsun. “Zekâ ve Yetenek” adlı eserin yazarlarından Peter
Lauster, bu konuda şöyle diyor: “Araştırdığınız şey, en sağlam
sermayeniz, beyninizdir; her gün ilgisizlikten ötürü biraz daha aptal veya
eğitim sayesinde biraz daha zekî olabilirsiniz.”

 

BEYNİN SAĞ VE
SOL TARAFLARI

İki yumruk
büyüklüğünde olduğunu belirttiğimiz beynin, bir yumruk büyüklüğündeki her bir
yarısına, sağ ve sol yarımküre veya “lob” denilmektedir. Temel beyin
işlevleri bu iki yarımküre arasında bölüştürülmüştür.

Buna göre sağ
tarafın; sanat, bütünü görme, sezgi ve duygular, hayal gücü, renk, resim,
sentez işlevlerini yerine getirdiği ve zamanla sınırlı olmadığı
tespit edilmiştir.

“Zamanla
sınırlı değil”! Çok çarpıcı bir bilgi, değil mi? Bunun üzerinde uzun
uzun düşünmek, bu kavram hakkında derin derin kafa yormak lâzım!  

Sol tarafın
ise; sayılar, sözcükler, çizgiler, analiz, listeleme, mantık, düzenleme işlevlerini yerine getirdiği ve zamanla sınırlı olduğu
anlaşılmıştır.

Bu bilgiler,
beynimizi en etkin şekilde kullanabilmemiz için çok önemli. İnsanoğlu
genellikle beyninin sol tarafının işlevlerine ağırlık vererek sağ tarafı atıl
bırakıyor. Sağ beyin kapasitemizden ne kadar fazla yararlanabilirsek zamanı ve
mevcut şartları aşabilme, hedeflerimize ulaşabilme konusundaki gücümüz o kadar
artacaktır.

 

SAĞLAM KAFA
SAĞLAM VÜCUTTA BULUNUR

İnsan bedeni
eğitildikçe, bu bedene ait beyin de gelişiyor.

Tam bir beden
ve beyin sağlığına ulaşma konusunda önem taşıyan faktörler şunlar:

Genel Fizikî
Kondisyon: Beyin bütün beden ağırlığının yüzde 2’si kadarını
oluşturduğu halde, aldığımız oksijenin yüzde 40’ı, kan dolaşımıyla birlikte doğrudan
beyne gider. Kondisyona sahip bir insan, kondisyonsuz bir insanın iki katı
oksijen işleyebilir. Buna ek olarak, sağlıklı bir insanın ciğerleri, bedendeki
zehirleri çok daha büyük bir etkinlikle dışarı atabilmektedir.

İyi bir fizikî
güce sahip olmak için; kalp atışlarımızı 120 civarına çıkaran ve bunun 30
dakika sürmesini sağlayan bir etkinliği her gün yapmamız gereklidir.

BESLENME,
DİNLENME ve UYKU

Kabuklu besinler,
bütün meyve ve sebzeler, bütün tahıllar zengin 
beyin gıdalarıdır. Sağlıklı ve etken bir beyin için taze besinler ve çok
çeşitli gıdalar alınmalıdır.

Uyuşturucudan
Uzak Durmak: Daha akıllı olmak için her türlü uyuşturucu,
alkol ve sigaradan uzak durmak lâzım.

Uyku ve
Dinlenme: İnsanların en yaratıcı oldukları durumlar
dinlenme, rahatlama ve yalnızlıktır.

Uyku; beynin günlük faaliyetlerini bütünleştirdiği, düzenlediği, dosyaladığı ve
sorunları çözdüğü bir dönemdir. Derin bir uykudan mahrum olan beden hep yorgun
olacak, zihin kendisini toparlamakta güçlük çekecek, rüyalar vasıtasıyla
gevşeyemeyen sinirlerimiz de hep gergin kalacaktır. Günde en az 7 saat derin
bir uyku uyunabilmeli, uyku problemi varsa mutlaka çözülmelidir. Aksi halde
hayatımız cehenneme döner.

Yukarıda,
beyinle ilgili özet bilgileri paylaştık. Şimdi, bu “1.5 kilogramlık kâinatın”
insanı zengin, huzurlu ve mutlu edip etmeyeceğini inceleyelim.

 

ZİHİN VE ZEK

Zihin, bilgi
ve bilinç akışı olarak tanımlanabilir. İnsan beyninin bilinçli faaliyetlerinin
tümünü içerir.

Zihnin popüler
kullanımı çoğunlukla düşünüş ile eşanlamlıdır: ‘kafamızın içinde
yürüttüğümüz’ kendimiz ile özel konuşmalardır. Bunun için biz "zihin
yorarız veya (bir şeyi) zihnimize yerleştiririz." Bu bağlamda
zihnin öz niteliklerinin biri, sahibinden başka hiç kimsenin erişemediği bir
özel alan olmasıdır. Hiç kimse bizim ‘zihnimizi okuyamaz’.

“Beyin” kavramını iki anlamda kullanıyoruz. Hem ağırlığı olan, gözle görülen maddî
nesne, hem de o maddî nesnenin düşünce yeteneği gibi manevi işlem ve işlevleri.
İşte, bu manevî işlem ve işlevlere ben, “zihin” adını veriyorum.

Zekâ ise; en kısa ve yaygın tanımıyla, öğrenme ve problem çözme yeteneğidir.

 

OLUMLU
ZİHİNSEL TUTUM

Doğuştan gelen
yeteneklerin dışında, zekâ seviyesini ve verimliliğini en fazla, bizim
zihinsel tutumumuz belirliyor.

Zihinsel
tutumumuzun hem beden hem de beyin gücüyle doğrudan ilişkisi var. Korku,
karasızlık, aldırmazlık, katılık ve olumsuzluk içeren bir tutum gerginliğe,
hastalığa, zihnî becerilerin bozulmasına ve zekânın körelmesine yol açıyor.

Açık fikirli,
kendini adamış, esnek, cesur, meraklı ve olumlu bir zihinsel tutumsa; günlük
hayatta sürekli karşılaşılan problemlerle daha kolay başa çıkabilen bir beyin
yaratacaktır. Bu alanda yapılan araştırmalar, böyle bir
zihinsel tutumun beyin hücreleri arasında daha gelişmiş ince bağlantılar
oluşturacağını göstermiştir.

 

ZEK ve ZENGİNLİK

İnsanoğlu,
ömür boyu, tatmin olmanın peşinde koşar. Doyuma ulaştığı ölçüde mutlu olduğunu
hisseder.

İnsanoğlu
zengin olma arzusundadır. Çünkü peşinde koştuğu tatmini, huzuru ve mutluluğu
zenginliğin sağlayacağı zannındadır.

Parayla saadet
olur-olmaz tartışması bu yazının konusu değildir. Onun için mevzunun o tarafına
değinmeyeceğim.

Sayfalar
dolusu marifetlerini saydığımız, nöron zengini beyin, bize zenginlik sağlar mı
sağlamaz mı?

Eninde-sonunda
sağlar!

Zekâ ve
zenginlik kavramının birçok yönü ve boyutu var.

Her şeyden
önce, sabırlı olmak lâzım ki “sabırlı olmak” zekânın en önemli işlevlerinden
birisidir. Sabırlı olanın, olmayandan daha zekî olduğunu rahatlıkla
söyleyebilirsiniz.

Ekonomik
zenginlik, bazen erken, bazen geç gelir. Çabuk gelmemişse, geleceğinden emin
olarak, sabırla doğru iş ve işlemleri yapmaya devam etmek gerekir.

Zenginliğin
diğer bir boyutu, hangi aşamaya geldiğinde zengin sayılacağımız meselesi!
Fabrikalarımız, uçaklarımız olduğu zaman mı yoksa zarurî ihtiyaçlarımızı
karşılayıp ötesine geçebildiğimiz zaman mı? Ben zenginliği, barınma, giyinme ve
gıda ihtiyacını karşıladıktan sonra biraz da “verebilecek” imkânlara
kavuşabilmek diye tanımlıyorum. Ki beynini kullanan herkesin bu ölçüde bir
zenginliğe ulaşabileceğine eminim.

Zenginliğin
diğer bir anlamı ise, arkadaş-dost biriktirmek demek… Samimi, candan
dostlar… Böyle samimi ve candan, cömert ve civanmert, ne kadar çok dostumuz
varsa o kadar zenginiz demektir. Bize böyle dostları sağlayan da beynimizdir.

 

BEYİN, HUZUR
ve MUTLULUK

Peki, beyni
tanımak, daha olumlu zihinsel tutum, huzur ve mutluluk getirdi mi?

Tereddütsüz,
evet.

Son 10 yılda
çok zor dönemlerim oldu. Eğer zihnimi kullanmayı bilmesem, olumlu zihinsel
tutum takınma alışkanlığım olmasaydı, şimdi şu satırları size ulaştıracak
gücüm, birikimim, hatta sağlığım olmayabilirdi.

Bu bilgilerle
tabii ki yılın 365 günü, günün 24 saatini hiç üzülmeden, sinirlenmeden,
gerilmeden, bunalmadan, şen şakrak yaşıyor değilim. Sıkıntılar her zaman
kapınızı çalıyor. Olumlu zihinsel tutumun faydası; bütün bu olumsuz duygular
ruhunuzu ve zihninizi işgale kalktığında, onları kontrol edebilme yeteneği sağlaması.
Paniğe kapılmadan, aşırı tepki vermeden üzüntünüzü, öfkenizi, gerginliğinizi
atlatabilmeyi sağlamasıdır.

Çok derin
problemler bile uykularınızı kaçıramıyor.

Huzuru, yaşama
sevincini, sükuneti daha kolay buluyorsunuz.

Daha basit
şeyler sizi mutlu edebiliyor.

Zengin, ünlü
hatta başarılı olamamanızı takmıyorsunuz.

Allah’ın bu
çok büyük nimeti ve lütfu, mükemmel organımız beynimizi kullanalım. En
etkili ve verimli kullanmanın yollarını bulalım. İnanıyorum ki bu muazzam organ
ne istiyorsak bizi ona ulaştıracaktır.

Onu
kullanmamak ne büyük günah ne büyük israf!

NOT: Bu makale 28 Temmuz 2008'de yayımlanmıştır. Ancak şu anda bağlantıya girildiğinde okunamamaktadır. O sebeple yeniden yayına alınmıştır.

x   x   x

İLGİLİ YAZI

DERİN NEFES Uygulaması Her
Derde DEVA mı?

 

[email protected]

 

 

 

 

 

 

<- Makale listesine don

Yorumlar

Henuz yorum yok.

Yorum Yaz