İsmail Hakkı CENGİZ

İZMİR / BAYRAKLIih.iyiinsan.com

GENEL HABERLER’DE DEVRİM

Haberlere yeni bir anlayış

Makale

Bir VEFA, Destek, Samimiyet ve İnsaniyet Hikâyesi

2024-05-08 00:00:00
Okunma: 1 | Yorum: 0

Şahane bir bahar günü öğleden
sonrasıydı. Nazmi, kadim dostlarından biriyle buluşacağı çay bahçesine girdi. Az
önce çantasına su sıçradığı için, kendi eseri olan iki kitabı, ıslanmasın diye
çıkarıp çantasının yanına koydu. Bu arada çayı geldi. Çayını içerken yanına
birisi yaklaştı. Karşısındaki sandalyeye dayanmış sırıtarak tanıdık biri
olduğunu kanıtlamaya çalışıyor,ağzında;

-Beni tanımadın mı? gibi
bişeyler geveliyordu.

Nazmi,

-Tanımalı mıyım? diye sordu.

Karşısındaki kendini tanıttı:

-Ben İsracil Cardan, sen de
Nazmi Cömert.

Nazmi, çaresiz, Fakülteden
arkadaşı İsracil’i tanımak zorunda kaldı. El sıkıştılar. Nazmi, yeni gelene,
“otur” falan demediği halde, İsracil,

-İki dakika oturayım, dedi.

Nazmi, “iyi, çabuk kalkacak”
diye içinden sevindi.

İsracil, anlatmaya başladı.
Çok iyiymiş, çok çalışıyor, koşturuyormuş, bu koşturma onu mutlu ediyormuş.
Çocukları yurt dışındaymış. Bu, onları keyiflendiriyormuş. Eşiyle, yılda en az
bir kere çocukların yanına giderlermiş. Bilet paraları çok pahalıymış, yüz bin
liranın üzerindeymiş ama sorun yokmuş.

Nazmi, sessiz ve yorumsuz
dinliyordu. Konuşmuyordu. İsracil bişey sorarsa, kısaca cevaplıyor, yine
susuyordu. Arada, can sıkıcı sessizlikler oluyordu.

İsracil, bir süre konuşmayı
kesip cep telefonuyla meşgul oldu.

Sonra yeniden anlatmaya
başladı.

-Seninle en son Lalapaşa’da
görüştük.

Bu görüşme üzerinden otuz yıl
kadar geçmişti. Nazmi, hatırlattı:

-Burada da görüştük.

Nazmi’nin söylediği görüşme
üzerinden bile yirmi beş yıl geçmişti.

-Onu hiç hatırlamıyorum, dedi
İsracil.

Nazmi de,

-Boş ver, çok zaman geçti,
diye üzerinde durmadı.

Lâkin İsracil anlatma
arzusuyla kıvranıyordu. Şimdiki sağlık işinde ne kadar iyi olduğunu, çevresinin ne
kadar genişlediğini, arkadaşlara ve çevresine ne kadar yararlı olduğunu, işinin
kendisini ne kadar mutlu ettiğini anlattı. Veeeeee,

-Bütün bunlar senin sayende,
sen o günlerde beni yönlendirmeseydin, şimdi bu konumda olmazdım. Kim bilir
nerede olurdum?

Nazmi,

-Bak, hatırladın, bunları bu
şehirde görüşmüş, yapmıştık ama önemli değil, dedi.

İsracil.

-Öyle deme, senin
yönlendirmen, senin desteğin sonucu buralara geldim.

Nazmi,

-Ben hiç öyle düşünmedim,
dedi.

İsracil,

-Yok yok, yaptığın işi
küçümseme, çok önemli bir destekti, dedi.

İsracil, destek konusunda bu
kadar ısrar edince, Nazmi dayanamadı:

-Madem benden bu kadar destek
gördüğünü söylüyorsun, kitap yazdığımı da biliyorsun, biraz önce, sen de dile
getirdin, o vakit, gördüğün destek karşılığında kitaplarımı alarak bana destek
vermeyi hiç düşünmedin mi?

-Düşündüm fakat nefes alacak
vaktim olmuyor!

-Yani, alışveriş yapmaya
zamanın mı yok?

-Evet, dedi İsracil,
alışverişe zamanım yok.

İsracil öyle deyince, Nazmi,
masadaki kitapları eline alıp, İsracil’e doğru uzatarak,

-O zaman benden satın al,
dedi.

İsracil,

-Desteği parayla mı
ölçüyorsun? Dedi.

Burada, Nazmi’nin aklına,
“Eeee, biraz önce, alışveriş yapmaya zamanım olmuyor diyen sen değil miydin?
İşte kitaplar ayağına gelmiş!” demek gelmedi. Onun yerine,

-Tamam, ben sana vereyim, sen
eleştirilerini ilet, dedi.

İsracil,

-Eleştiri benim işim değil,
dedi.

Nazmi,

-Eleştirme, görüşlerini
bildir.

İsracil, yeniden döndü:

-Desteği bununla mı
ölçüyorsun?

Nazmi,

-Neyle ölçeyim, vefa duygun bu
mu?

İsracil,

-Vefanın bunla ilgisi yok!

Nazmi,

-Deminden beri övüyorsun,
destekten bahsediyorsun, sende vefa da yok, samimiyet de!

İsracil’in oturacak, Nazmi’nin
yüzüne bakacak hali kalmamıştı. Kalktı, kaçar gibi uzaklaşırken, “Yanına hiç
oturmadığımı kabul et” dedi.

Nazmi saatine baktı. “İki
dakika oturayım” diyen, “nefes almaya vaktim yok” diyen İsracil tam yarım saat
oturmuş, çene çalmıştı. Övünme zaafı yüzünden vefasız ve samimiyetsizliğini
kendi ağzıyla itiraf etmese, Nazmi de onun vefasızlığını, ikiyüzlülüğünü açıkça, kayıtlara geçercesine kanıtlamak ve vurgulamak
zorunda kalmasaydı daha da oturacaktı.

Biraz sonra, Nazmi’nin
buluşmak için sözleştiği can dostu geldi. Yukarıdaki konuşmaları anlattı.
Dostu,

-İnsaniyet de yok, deseydin ya
dedi!



Akşam oldu. Nazmi eve döndü.
Yatma vakti yatağa girdi, şükran duygularıyla dolu olarak, “Allah’ım, ne
büyüksün!” diye düşündü ve uykuya daldı.

x   x   x

ÖNERİLER

Yüzeysel ARKADAŞLIKLAR
Yerine, CANDAN BİRKAÇ DOST

AÇIKÇA İLN EDİYORUM

DİKKAT: Bu uzun bir yazıdır.
Sonuna kadar okumadan kızmayın, yargılamayın, hüküm vermeyin. Sonuna
kadar okuyun önce, ondan sonra boynum kıldan ince.

 

[email protected]

<- Makale listesine don

Yorumlar

Henuz yorum yok.

Yorum Yaz