DUANIN SIRRI: Olmayacak Dua, Makbul Dua
Duanın hayatımızda çok önemli
bir yeri var. Sabah-akşam dua ediyoruz. Ayrıca, gün boyunca da gerek yüz yüze
görüşmelerimizde gerekse telefonda ve hatta sosyal medyada bizimle iletişim kuranların
dilek ve dualarına yüzlerce kez “âmin” diyoruz. Muhataplarımız da bizim
dilek ve dualarımız için “âmin” diyor. Neredeyse hayatımız dua!
Peki, dualarımız
kabul oluyor mu?
“Olmayacak duaya âmin demek” diye bir gerçek var, değil mi?
Acaba, günler ve yıllar
boyunca ne kadar çok “olmayacak” duaya âmin diyoruz?
Meselâ, milyarlarca Müslüman,
uzuuun yıllardır, İsrail’in kahrolması, Filistinlilerin kurtulması için
dua ediyor. Bu dua kabul oldu mu? Kabul oluyor mu, olacak mı?
Hayır, bu duanın hiç faydası
olmuyor? İsrail batmak, çökmek, kahrolmak yerine gittikçe güçleniyor, gittikçe
zulmünü artırıyor, gittikçe daha çok Filistinli ölüyor.
Öyleyse, milyarlarca Müslüman,
yıllardır, “olmayacak duaya” âmin diyor!
Çünkü duanın kabul
olabilmesinin şartları var!
Şartlardan birincisi, dua
ettiğimiz konu hakkında tam bilgi sahibi olmak: Verdiğimiz örnek İsrail
olduğuna göre, meselenin uluslararası ve çok boyutlu bir mesele olduğunu
görmemiz lâzım. Sorunun uluslararası boyutunu görmezden gelirsek bilmediğimiz
konuda dua etmiş oluruz ki dualarımız boşa gider… Nitekim yıllardır boşa
gidiyor.
Ortadoğu’daki zulmü sadece
İsrail yapıyor veya İsrail yalnız başına yapıyor zannediyorsak çok yanılıyoruz
demektir. İsrail’in yanında daima Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere
var. ABD ve İngiltere çökmeden, bitmeden İsrail’in çökmeyeceğini bilmemiz
lâzım. İslam ülkeleri bir yandan İsrail’e beddua edip öte yandan, İsrail’le
değilse bile ABD ve İngiltere’yle iş birliği yaparken dualarının kabul olması
hak mıdır? Mümkün müdür?
Şartlardan ikincisi, iyi
niyetli ve samimi olmaktır. İsrail, Filistinlilere zulmetmesin diye dua edenlerin,
kendileri kimseye zulmetmemeli. İslam ülkelerinde hiç zulüm olmaması lâzım.
İslam ülkelerindeki rejimlerin, yönetimlerin birer adalet timsali olması lâzım.
En iddialı İslam ülkeleri İran ve Suudi Arabistan yönetimlerini
düşünün… Afganistan’ı düşünün… Ve diğerlerini düşünün! Hangisinin adalet
timsali bir yönetim olduğu söylenebilir?
Üçüncü şart, dua
ettiğin konuda bir gayretin, çalışman olacak. İsrail’in kahrolmasını
istiyorsan, ondan ve onun ortakları ABD ve İngiltere’den daha üstün bilgiye,
eğitime, tekniğe, ahlaka, hukuka, demokrasiye, ekonomiye sahip olmak için
samimi çaban olmalı. İslam ülkelerinin böyle bir çabası, çalışması var mı?
Sonuç, olmayacak duaya âmin!
Kişisel dualarda da durum aynı…
Söz gelimi, sağlıklı olmak için dua ediyoruz. Allah’tan sağlık istiyoruz. Ne kadar
yerinde ne kadar masum bir dua, değil mi? Fakat bu kadar masum bir duaya sabah-akşam
âmin dediğimiz halde niçin çoğumuz, çoğu zaman sağlıklı değiliz?
Bir yandan, sürekli olarak,
sağlık için dua ederken, öte yandan sürekli sigara içiyorsak, duamızın makbul
olması, kabul olması mümkün mü?
Bir yandan sağlıklı olalım
diye dua ederken öte yandan da gün boyu tıka-basa yersek, mideyi hiç boş
bırakmazsak, hele hamur işleri veya abur-cuburla doldurursak, yağlı, tatlı,
tuzlu, ekşi, turşu ne bulursak mideye indirirsek duamız kabul olur mu?
Hem sağlıklı olalım diye dua
edip hem de hiç hareket etmezsek, spor-yürüyüş yapmazsak, “âmin”lerimiz
bizi sağlıklı yapar mı?
Yaşlandığımızda, zihin
sağlığımız yerinde dursun, akıl sağlığımızı koruyalım diye dua ediyoruz. Bedenimiz
sağlıklı olmazsa, “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” yasası uyarınca,
kafamızın sağlıklı kalması mümkün mü?
Akıl sağlığımız için dua
ederken, beynimizi hiç kullanmazsak, zihnimizi yormaz, zorlamazsak, sürekli
bişeyler öğrenmeye çalışmazsak, okuyup-yazmazsak, problem çözmezsek duamız
kabul olur mu?
Duanın sırrı burada:
Ettiğimiz dua için oturup beklersek, olmayacak duaya âmin demiş oluruz. Onun yerine,
gerçekleşmesi için harekete geçer, samimi gayret gösterirsek duamız makbul bir
dua olur. Kabul olacağından, duamızın gerçekleşeceğinden emin olabiliriz.
x x x
ÖNERİ
BEYİN Ödüllendirir ve
Cezalandırır
[email protected]