Özgüven, Güven, Toplumsal Güven
En yakınlarınızdan başlamak
üzere, çevrenizdeki insanlara, esnafa, kurumlara, şirketlere güveniyor musunuz?
Ne kadar güveniyorsunuz?
Güven yoksa hayatınız karmaşa,
ilişkileriniz iğretidir. Güven yoksa huzur kaçar, yerine tedirginlik gelir.
“Babana bile güvenme” şeklinde
bir özdeyişiniz varsa, büyük kabul görmüşse, herkesin ağzındaysa, orada
güvenden eser olabilir mi? İnsanlarda inanç kalır mı? Her an bir kazık yeme,
ihanete uğrama korkusu insanda yaşama sevinci bırakır mı?
Güven olmayan bir toplumda,
sosyal hayat, ticarî hayat, siyasî hayat kaostur, kabustur. Orada bir verim, bir
ilerleme, bir gelişme söz konusu olabilir mi? Orada adalet, merhamet, insaf duyguları
barınabilir mi?
Eğer, “babamıza bile
güvenmeyecek” kadar güvenilmez bir ortamda yaşıyorsak, durum felaket
demektir.
Bu kadar vahim bir
güvensizliğin sebebi nedir?
Güvensizlik, her şeyden önce, “özgüven
eksikliği”nden kaynaklanır. Özgüven, yani kendi kendine güvende eksiklik
varsa, insan kendine güvenmiyor, güvenemiyorsa, başkasına nasıl güvensin,
hayata, insanlara, kurumlara nasıl güven duysun?
Özgüven eksikliği nereden
kaynaklanır, nasıl giderilebilir?
Düşünelim ve sorgulayalım: Dürüst
olmadığını bildiğimiz kişiye güvenmeyiz, değil mi? Aynı mantıkla, eğer,
kendimize güvenmiyorsak, bunun sebebi, kendi kendimize dürüst davranmadığımızdan,
kendimize karşı dürüst olmadığımızdandır.
Nasıl yani?
Mesela, daha az
yiyeceğimize, sofradan doymadan kalkacağımıza söz veriyor fakat daha ilk
günde kararımızı unutuyor, sözümüzü tutamıyorsak… Daha çok hareket etmeye, spor
yapmaya söz verip, bunu hep erteliyorsak, kendimize güvenimiz, inancımız kalır
mı?
Böyle, kendi kendimizi
aldatmalar, kendi sözümüzü savsaklamalar sonucunda, derinlerde,
bilinçaltımızda, kendimize karşı dürüst olmadığımızı acı acı fark ederiz. Bunun
sonucunda, herkesi kendimiz gibi görüp, dünyada hiç dürüst insanın kalmadığına
hükmederek kimseye güvenemeyiz.
Bir toplumu meydana getiren
bireylerde özgüven eksikliği ne kadar yaygınsa, o toplumda birbirine güven o
kadar azdır. Bir toplumda birbirine duyulan güvensizlik ne kadar fazlaysa, o
toplumun ekonomisi, siyaseti, yönetim biçimi de aynı derecede istikrarsız ve
sorunludur.
Özgüven, kişinin kendine
dürüst davranmasıyla sağlanabilir. Kişi, kendine küçük küçük sözler vererek,
vaatlerde bulunarak ve bunları gerçekleştirerek kendine güven sağlayabilir.
Kendine inanabilir. Günde en az 50 sayfa kitap okumaya, TV seyretmeyi en az
bir saat azaltmaya, erken yatıp erken kalkmaya söz verip, sözlerimizi tutarsak…
Dostlarımıza daha çok zaman ayırmaya, onları daha sık ziyaret etmeye karar
verip, bunu gerçekleştirirsek, nefsimize bir güven gelir. Kendi kendimize
dürüst olduğumuzu, eylemlerimizle kanıtlamış oluruz. İçimizde bir bütünlük
hissederiz.
Kendine inanan insan,
duruşuyla, tavır ve hareketiyle özgüvenini belli eder. Diğer kişilere verdiği
sözleri de tutar, diğerlerine güvenir ve diğer insanlar üzerinde de büyük bir
güvenilirlik sağlar.
Birbirine güvenin çok zayıf
olduğu günümüzde, son derece güven duyduğumuz insanlar, kurumlar ve markalar
var. Bir beyaz eşya veya bir otomobil markası için, “taş gibi marka, gözün
kapalı al” diyoruz. O insanlar, şirketler, markalar, o yüksek güvenilirliği
nasıl sağlamışlar?
Ülkemizde de üretim yapan,
güvenilir bir yabancı marka, geçen yıllarda, çok sık yapılan reklamlarında,
kurucusunun, “güven kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim” sözünü
öne çıkarmıştı.
Belki de işin sırrı burada: Güven
mi, para mı?
Güveni, paraya tercih etmeden
inanılırlık sağlayamazsınız. Para kaybetmeyi göze alacaksınız. Önce güven,
diyeceksiniz.
Güven, özgüven, inanmak,
inanılır olmak “emek” ister. Emek harcayacaksınız, emek çekeceksiniz. Bu
dünyada, bu hayatta, doğru sonuçlar, “doğruluk” ancak emekle elde
edilir. Emek harcamadan, sağlam ve “güvenilir” hiçbir şeye sahip
olamazsınız.
Toplumu meydana getiren
bireyler, tek tek emek harcayacak, kendini disipline edecek, önce kendi içinde
bir bütünlük sağlayacak, kendine verdiği sözleri tutarak özgüven sahibi olacak.
Sonra, diğer kişilere verdiği
sözleri tutacak, vaatleri yerine getirecek… İnanılır, güvenilir, özü-sözü bir
insan olacak. O herkese, herkes ona güvenecek.
İşte, o zaman toplumsal güven
sağlanabilir. O zaman, ölçü-tartıda, ticarette, siyasette, yerel ve merkezî
yönetimde, her türlü ilişkilerimizde güven hâkim olur. Bireyler ve toplum
huzurla dolar.
Önce özgüven!
Özgüven hayatî…
x x x
İLGİLİ YAZILAR
Haset, Kıskançlık, Özgüven,
Şükran
Riya, Himalaya!
[email protected]