İsmail Hakkı CENGİZ

İZMİR / BAYRAKLIih.iyiinsan.com

GENEL HABERLER’DE DEVRİM

Haberlere yeni bir anlayış

Makale

Köşe Yazarlığıyla İlgili Birkaç Anı

2024-09-24 00:00:00
Okunma: 1 | Yorum: 0

Genel Haberler’de, yani
bu sitede, 18 Ocak 2008 tarihinde, “Selâm” başlıklı ilk köşe yazım
yayımlandı. Önce aralıklı olarak yazıyordum. Sitenin sahibi Osman Yıldız,
daha fazla yazmamı, mümkünse her gün yazmamı tavsiye etti. Şubat ayının
başından itibaren her gün yazmaya başladım. Yazacak o kadar çok konu vardı ki
nadiren ara veriyordum.

Günlük yazılarım, 2008 sonundan itibaren Sandıklı Sesi
Gazetesi’nde yayımlanmaya başladı. Bu hem basılı gazete hem de internet
gazetesiydi. Sandıklı’da ücretsiz olarak dağıtılıyordu. Çarşıda, pazarda
dağıtılıyor, oradan da evlere taşınıyor ve bütün Sandıklı’da etkili
olabiliyordu. Sandıklı ziyaretlerimde, yıllardır görmediğim kişiler,
“yazılarını okuyoruz” diyorlardı. Sandıklı Gazetesi sayesinde Sandıklı
çapında bir tanınırlık kazanmakta olduğumu görüyordum.

Siyasî iktidara muhalif yazılarım, iktidar yanlısı olan
yakın akrabalarımda bile rahatsızlık yaratıyordu. Yazıların Sandıklı’da
yayınlanmasından beri, bana karşı hal ve hareketleri değişmişti, soğumuştu. Öte
yandan, muhalifler de beni yüreklendiriyor, daha fazla yazmamı, daha sert yazmamı
bekliyorlardı. Daha önce hiç tanımadığım kişilerden iltifat gördüğüm oluyordu.

Tam benim köşe yazılarıma başladığım dönemde, ülkede, “Ergenekon
soruşturma ve davaları” fırtınası esiyordu. Birbirinden o kadar alakasız
kişiler tutuklanıyor, içeri alınıyordu ki dava, “Ergenekon değil, her yere
kon” adını alıyordu. Bu davada, tutuklanan subay ve aydınların yanında açıkça
durmuş ve onları savunan yazılar kaleme almıştım. Tabii bu tercihim yakınlarımı
kaygılandırıyor, benim de başıma bişeyler geleceğinden korkuyorlar, “yazma”
diyorlardı.

Yazacak şeyim oldukça, ilham geldikçe yazmaya devam ettim.

Sandıklı’da bulunduğum günlerden birinde, tâ ben
ortaokuldayken, ilçeye matematik öğretmeni olarak atanan bağnaz bir hemşerimle
çarşıda karşılaşınca, kendisinden, “bildiğin konuları yaz, bilmediklerini
bilenlere bırak” ihtarı(!) alıyordum. Gerici hocanın, “bilmediğin
konular”dan kastı, dinî konular, Diyanet’in sorgulanması ve eleştirilmesiydi.
Kendisi de bir matematik öğretmeni olduğu halde, dini konular onun ve onun gibi
bağnazların tekelinde kalmalıydı!

Yazılarımı, Anamur, Bornova, Sinop gibi il ve
ilçelerin internet gazeteleri alıp yayınladılar. Bu durum uzun bir süre devam
etti. 2016 yılında, Polatlı’da yaşayan bir arkadaşımla karşılaştım ve
onun basılı gazete çıkardığını öğrendim. Yazılarım orada da yayımlanmaya
başladı. 2020’nin sonlarına doğru, gönderdiğim bazı yazıların Polatlı
Gazetesi’nde çıkmadığını gördüm. Arkadaşıma, nedenini sordum: “İktidardan
ve iktidar ortağı partiden büyük baskı gördüğünü” söyledi. Anlayışla
karşıladım ve bir daha arkadaşıma yazı göndermedim.

Gariptir; yakınlarım, yazmamamı, iktidarın şimşeklerini
üzerime çekmekten kaçınmamı isterlerken, iktidar partisinin üyesi olan ve parti
için etkin çalışan haber sitesinin sahibi Osman Bey, sitenin köşe yazarlarını,
serbestçe yazmaları için yüreklendirmeye, teşvik etmeye çalışıyordu. Zaman
zaman memleket meseleleri hakkında sert tartışmalara giriyorduk fakat gerçekten
hiçbir baskı yapmıyordu. Yazılara hiçbir müdahalede bulunmuyordu. Haber
sitesinin yönetimini, daha 2008 senesinin ortalarında bana bırakmıştı. O günden
bugüne ne yazılarıma ne de girdiğim haberlere karışır. Kendisine çok teşekkür
ederim.

Osman Yıldız’ın yüreklendirmesi güzeldi fakat yapmak
söylemekten zordu. Ülkedeki düşünce ve ifade ortamı, tam bir hürriyet iklimi
şeklinde kendini hissettirmedikçe içinden geldiği gibi yazmak kolay olmuyor.
Kaldı ki yazarın tek derdi hukukî engeller de değildir. “Mahalle baskısı”
diye bir baskı söz konusuydu. Bunu aşmak da son derece zordur. Öte yandan,
mutaassıp bir çevrede yetişmek, yakınlarının ve toplumun büyük bir bölümünün
mutaassıp olduğunu bilmek, zaten kaleminin ucunu körelten bir etki yapıyor.

Bütün bu olumsuz şartlara
rağmen, yazmak güzel. Çok güzel. Harika. Harikulade… Sayfalara içini dökmek
rahatlatıcı. Bir Homer gibi olamasan da ortaya bir eser koymak, küçük çapta da
olsa yaratmak tatmin edici.

Yazılar birikti, binlerce sayfa
oldu. Bunları kitaplaştır diyenler çoğaldı. Bunlar içinde, “kitap
çıkarmaya yardımcı olacaklarını söyleyenler hatta ticaretini yapabiliriz”
diyenler bile vardı.

Biriken yazılarımdan, konularına
göre, derleyerek üç kitap çıkardım. Destek sözü verenlerden tık yok.
Bazılarına, kitapların basımından önce, özellikle yazarak, destek vaatlerini
hatırlattım. Cevap alamadım.

x   x   x

KİLİSE

Kemikleşen, katılaşan,
karanlıklaşan kilise, bugün sadece yaratıcı her inanca ve aydınlık her yaşayışa
kapalı bir dünya devletidir. Hâlâ ödlek ruhları yönetiyor ama hür kimseler
üzerinde etkisi yok. Bugün kilise, yalnız düşünmesini bilmeyen vicdanlar ve istemek
kabiliyetini kaybeden iradeler üzerinde hâkim. Hâlâ nasıl ayakta durabiliyor,
diyeceksiniz. Çünkü gelenek sayesinde en eski bilgeliğin remizleri hâlâ onun
elinde. Kilise kendi kendini tazeleyemez. Vaftiz etmek, evlendirmek, defnetmek,
siyaset yapmak yetiyor ona.

Edouard Schure (1841-1929),
Cemil Meriç, Işık Doğudan Gelir, S. 189, İletişim Yayınları, 2015

 

x   x   x

TAVSİYE

İhtiyaç Anında Bir DOST
Bulmak Nadirdir

Riya, Himalaya!

Bir VEFA, Destek,
Samimiyet ve İnsaniyet Hikâyesi

AÇIKÇA İLN EDİYORUM
(genelhaberler.com)

DİKKAT: Bu uzun bir
yazıdır. Sonuna kadar okumadan kızmayın, yargılamayın, hüküm
vermeyin. Sonuna kadar okuyun önce, ondan sonra boynum kıldan ince.

 

[email protected]

<- Makale listesine don

Yorumlar

Henuz yorum yok.

Yorum Yaz