Kendimle YÜZLEŞİYORUM
Elimde Dr. Windy Dryden
ve Jack Gordon’un kaleme aldığı, RAHATLIK TUZAĞINI AŞMAK adlı bir kitap
var. Eser, çok ufuk açıcı olduğu gibi, insanın kendisini tanımasına, kendisiyle
yüzleşmesine de ışık tutuyor, yardımcı oluyor.
Rota Yayınlarından 1999’da
çıkan ve Yonca Özkaya tarafından tercüme edilen kitabın 160-165’nci sayfaları
arasında çok ilginç bir tespit, uyarı ve çözümlemeler var.
Akılcı olmayan telkin şu:
“Başkalarının bana insaflı ve
adil davranmaları en arzu edilen şey olduğu için, mutlaka bana bu şekilde
davranmalılar. Böyle davranmadıklarında, en acımasız şekilde kınanmayı hak eden
beş para etmez insan olurlar.”
Tabii ki insaflı ve adil
muamele görmek hepimizin hakkı ve haklı beklentisi… Yukarıdaki, “insaflı ve
adil davranış”tan kişinin aslında, herkesin kendi istediği gibi davranması
beklentisine girmesi kastediliyor.
Kitap, bu beklentiyi
irdeliyor:
“Ne tür olursa olsun, herhangi
bir akılcı olmayan telkini sorguladığınızda ve ona karşı mücadele verdiğinizde
temel olarak yaptığınız, o telkinin size sağlıklı sonuçlar sunup sunmadığını,
olaylarla, gerçeklerle ve mantıklı düşüncelerle bağdaşıp bağdaşmadığını
öğrenmek üzere bilimsel yöntem kullanmak oluyor. Bilimin dogmadan uzak durduğuna;
ya hep ya hiç veya ya şu ya bu şeklindeki katı anlayıştan da kaçındığına dikkat
edin.
Bu unsuru aklınızda tutarak,
kendinize şu beş soruyu sormak suretiyle her türlü telkine karşı mücadele
verebilirsiniz:
1.
Bu telkin gerçekçi mi? maddi dayanağı var
mı?
Hayır.
Çünkü ısrarla başka insanların bana mutlaka insaflı ve adil davranmak zorunda
olduklarına işaret ediyor. Bana böyle mi davranıyorlar? Davranmadıkları ortada.
Bu nedenle, bu inanç ne gerçekçi ne de maddi bir dayanağı var.
2.
Bu telkin mantıklı mı? Yoksa kendi içinde
çelişiyor mu?
Genel olarak
kabul gören ölçülerime göre, bana insaflı ve adil davranılmadığını ortaya
koyabilsem bile bu, mantıksal olarak o insanların beş para etmez insanlar
olduklarını ve bu nedenle acımasızca kınanmaları gerektiğini göstermez.
3.
Bu telkini benimsemem benim için iyi
sonuçlar sağlayacak mı? Bu telkine göre hareket edersem hedeflerime ulaşır
mıyım?
Hiç
sanmıyorum. Birilerini bana bile bile insafsız ve adil olmayan bir şekilde
davransa da benim talepkâr ve kınayıcı tutumum, onların neden bu şekilde davrandığını
anlamaya veya onları suçlamaksızın benim ve onların karşılıklı olarak kabul
edebilecekleri bir uzlaşmaya varabilme yollarını tartışmaya dair umutlarımla çelişir.
4.
Bu telkin esneklik taşıyor mu?
Hayır,
bu telkin esneklikten uzak, dogmatik ve katıdır.
5.
Bu telkinin yanlışlığı ortaya konabilir
mi?
Size kötü
davranan kişilerin acımasızca kınanmayı hak ettikleri görüşünü kanıtlamak
mümkün değil. Bu düşüncenin doğru olup olmadığının denenmesi mümkün değil.”
Bu sorgulamalardan sonra,
kitabın 165’nci sayfasında, şu “Akılcı alternatif telkin” sunuluyor:
“Başkalarının bana insaflı
davranması en arzu edilen şey olsa da bana öyle davranmak zorunda değiller. Öyle
davranmadıklarında, bile bile insafsız ve adaletsizce davranıyor sayılmazlar. Bazı
insanlar bana bile bile haksız davransalar da bu onların sadece kınanmaya lâyık
değersiz kişiler olduklarını değil, aksine kendi yaşam biçimlerine göre
davranan, yanılgıya düşebilen insanlar olduklarını gösterir. Bana haksız
davranmalarından hoşlanmayabilirim ama onların değersiz düşüncelerinden dolayı
kendimi harap etmem de gerekmez. Benim için önemliyse, bana karşı insafsız ve
haksız davranışlarına karşı dikkatlerini çekebilir ve kesin bir dille daha
kabul edebileceğim şekilde davranmalarına ikna etmeye çalışabilirim. Bunu başarabiliyorsam
harika. Yok eğer başaramıyorsam da değersiz davranışlarından dolayı onları
cezalandırmanın bir yolunu bulabilirim veya toptan hiçbiriyle karşılaşmamaya
çalışabilirim.”
Ben de vaktiyle, bir konuda,
herkesin değil ama benim “dostum” olduğunu söyleyenlerin, benim istediğim gibi
davranmalarını, bunun insaflı ve adil bir davranış olduğunu söyledim. Ancak öyle
davranmayanların, “en acımasız şekilde kınanmayı hak eden beş para etmez
insanlar olduğunu” söylemedim. Sadece, “dostum olamayacaklarını”
söyledim. O konudaki ayrıntıyı aşağıda bağlantısını verdiğim yazıda
okuyabilirsiniz.
Yukarıdaki tespitlere,
uyarılara, çözümlemelere ve sonundaki “akılcı telkin”e baktığım vakit,
benim içinde bulunduğum durum, uygulamalarım, akılcı telkine neredeyse tamamen
uyuyor. Çünkü birincisi, yukarıda da belirttiğim gibi, ben hiçbir zaman, hiç
kimse için, “en acımasız şekilde kınanmayı hak eden beş para etmez insan”
demedim. İkincisi, ben, akılcı telkinin son bölümünde önerdiği gibi, kötü
davrananlarla karşılaşmamaya, toptan hiçbiriyle karşılaşmamaya çalışıyorum.
Bu konuda kendimle
yüzleştiğimde, bana kötü davrandığını düşündüğüm insanlara karşı tamamıyla mantıklı
ve bilimsel ölçüler içinde hareket etmiş olduğum ortaya çıkıyor. Bundan sonra
da ışığım ve yolum bilimin aydınlığı olacak.
x x x
İLGİLİ YAZI
AÇIKÇA İLN EDİYORUM
DİKKAT: Bu uzun bir
yazıdır. Sonuna kadar okumadan kızmayın, yargılamayın, hüküm
vermeyin. Sonuna kadar okuyun önce, ondan sonra boynum kıldan ince.
[email protected]