EMEKLİ Ne Yapabilir?
Emekliliğin tadını çıkarmak diye bişey var… Öyle diyorlar!
Bir efsane!
Söylemini duyuyoruz da eylemini hiç duymadık, görmedik.
Etrafım, on yıllardır emeklilerle dolu… Hiçbirisinden, “emekliliğin
tadını çıkarıyorum” cümlesini işitmedim. Tem tersine, “nasıl vakit
geçiriyorsun? Sıkılıyor musun?” gibi suallere muhatap olduğum çoktur.
Emeklilerde geçim sıkıntısının ötesinde, bir de böyle,
vaktini verimli değerlendirememe sıkıntısı var.
Emekliler nasıl bir ruh hali içindedir?
Kendilerini, işi bitmiş, artık bir işe yaramayan, bir
köşeye konulmuş “ihtiyarlar” gibi mi görüyorlar? Ve öyle mi görülüyorlar?
Bu ruh hali insanı çökertir.
Bir insanı en fazla mutlu eden, kendinden memnun olmasını
sağlayan hâl, “bir işe yaradığını” bilmek, görmek, hissetmektir.
Emekli, görmüş-geçirmiş, belli bir olgunluğa
ulaşmış, gençliğine göre daha sakin, kolay öfkelenmeyen, hemen her
konuda daha sabırlı, daha şefkatli, merhametli, tahammüllü,
hoşgörülü, yaşını-başını almış insandır.
Bu “özel” nitelikler niçin verimli alanlara yöneltilmesin?
Gençlerde az bulunan, emeklilerin bu son derece değerli özelliklerinden niçin
yararlanılmasın!
Bu özel nitelikler nerede lâzım olur?
Nerede işe yarar?
En fazla küçük çocukların eğitiminde ve yaşlı insanların
bakımında işe yarar!
Kendileri de “yaşlı” sayılan emeklilerin “yaşlılara
yardımcı olması” çelişki gibi görülebilirse de değil… Zihnî ve fizikî
sağlığı yerinde olan emekli, bakıma muhtaç durumdaki yaşlıya bakabilir, onu
anlayabilir, onlara gençlerden daha fazla şefkat ve merhamet gösterebilir.
Kalpleri gittikçe hassaslaşan emeklilerin en
verimli olacakları yerler; resmî ve özel çocuk yurtları, yaşlı bakım ve
huzur evleri ve hastanelerin “yoğun bakım” birimleridir.
Genç bir insan için, “huzurevi”ne, “yoğun bakım
birimi”ne muhtaç olmak çoook uzak ihtimaldir. Oralara hiç düşmeyeceklerini sanırlar.
Oysa emekliler için oralara “düşmek” oldukça yakın bir ihtimaldir. Bu yakınlık
bile bakıma muhtaç insanlara daha anlayışla yaklaşmaları sonucunu doğurur.
Tabii emeklilerden buralarda istifade edilmesi daima, “yarı
zamanlı” olarak düşünülmeli… Yarım gün, yarım hafta, yarım ay, yarım yıl
gibi… Ve elbette emeğinin karşılığı da verilerek!
Bu önerimizi ortaya atarken, söz konusu kurumlarda çalışan
gençler işsiz kalsın demiyoruz. Sadece, gençlere örnek olacak, onların işini
hafifletecek, onların öfkelendiği yerde havayı yumuşatacak, gençlere
tecrübeleriyle yardımcı olacak emeklilerden bahsediyoruz. Emeklilerin,
yaşlıların temizlik ve bakımlarını daha özenli ve titiz yapabilecekleri
kanaatindeyim. Ayrıca, emeklilere, denetleyici ve düzeltici “nezaret”
görevleri de verilebilir.
Şimdiye kadar hiç gündeme getirilmemiş önerimiz, uçuk-kaçık
bir hayal ürünü gibi görünebilir. Üzerinde düşünülür ve pilot bir uygulaması
sağlanabilirse ne kadar gerçekçi ve verimli olduğu anlaşılacaktır. Öte yandan, her
yenilik ilk ortaya atıldığında uçuk-kaçık görülmüş faydaları sonradan ortaya
çıkmış ve uygulamaya geçilmiştir.
x x x
TAVSİYE
HAYIRLI
CUMALAR, KOMŞUSU AÇKEN TOK YATAN MÜSLÜMANLAR - YouTube