Yolların ve Arkadaşlıkların SONU
Atsız Hoca’nın Yolların Sonu
adlı şiir kitabı 1975’te yayımlandı ve ben de hemen aldım. 1975’in Ekim ayı olmalı...
Şiirler müthiş coşkulu, zengin kafiyeli, konular son derece destansı, anlatım
duygulu. İnsanı hemen sarıyor. Bende de 17 yaşın heyecanı, delikanlılığı var.
Kuleli’nin son sınıfındayız. Derslerden fırsat buldukça kitabı okuyorum. Çok kısa
sürede, gayri ihtiyarî şiirleri ezberlemeye başladım. Ders yılı sonuna doğru
hemen hemen bütün şiirleri ezberlemiştim.
O öğretim döneminin sonunda,
Ağustos 1976’da Kara Harp Okulu’na geçtik. Önce, İzmir’de kamp, ardından Ankara’da
okul. Dersler başladı. Hemen her gün, dersler bitince, bahçede veya kantinde
arkadaşlarla çay içmek için bir araya geliyoruz. Milliyetçi arkadaşlar, benden,
Atsız’ın şiirlerini okumamı istiyor. Şiirler çok hoşlarına gidiyor hatta
bayılıyorlar. Okumak da benim hoşuma gidiyor. Okuyorum, dinliyorlar.
Yıllar geçti, teknoloji yeni
imkânlar sundu, YouTube diye bir video ortamı çıktı. Burada ben de bir kanal
açtım. Diğer şairlerden ve Atsız’ın şiirlerinden bazılarını kanalımda
kaydettim. Bu yazıyı okuduktan sonra onlara da bakabilirsiniz.
Şimdi, arkadaşlara okuduğum
şiirlerden birini, kitaba da adını veren o efsane şiiri hatırlayalım, sonra sohbete
devam edelim:
YOLLARIN SONU
Bugün yollanıyorken bir gurbete yeniden
Belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden
İtler bile gülecek kimsesizliğimize.
Gidiyorum: Gönlümde acısı yanıkların…
Ordularla yenilmez bir gayız var kanımda.
Dün benimle birlikte gelen tanıdıkların
Yalnız bir hatırası kaldı artık yanımda.
Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağına.
Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin
Değişilir topu da bir sokak kaltağına.
İster düşün… Kendini ister hayale kaptır…
Uzar, uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların.
Bakarsın aldanmışsın, gördüğün bir seraptır
Sevimli bir hayale açılırken kolların.
Ey doğunun alnımı serinleten rüzgarı!
Ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay!
Arzularım bir oktur, aşar ulu dağları,
Düştüğü yer uzakta “DİLEK” adlı bir saray.
O sarayda bulunca tanrılaşan erleri
Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
Hepsi sussa da “Kür Şad” uzatarak elini:
“Hoş geldin oğlum ATSIZ, kutlu olsun” diyecek.
Bu şiirleri okuduğum milliyetçi arkadaşların pek çoğunu
kaybettik. Onları burada rahmetle anmak isterim:
Cenap ULUSOY,
Zeki GÜLGÜN,
Doğan SEVİNÇ ki jandarma
yüzbaşısıyken çok genç yaşta şehit oldu.
Tayfun ULUTAŞ,
Şefik BİLAL,
Rafet DEĞERLİ ki emekli jandarma
binbaşısı olan gazi arkadaşımızı da erken kaybettik.
Ve son olarak Cahit EREN. Hepsinin ruhu şad olsun.
Diğer arkadaşlara(!), sağ olduğu iddia olunan arkadaşlara
gelince; onları da kaybettik! Ortada yoklar. Sağ olan arkadaşlar da artık birbiri
için ölü… Arkadaşlık duyguları, devre arkadaşlığı, silah arkadaşlığı,
arkadaşlık dayanışması ve ruhu bitmiş. Arkadaşlık sizlere ömür!
Atsız’ın bu şiiri, Yolların Sonu, benim son yıllardaki ruh
halimi, duygu ve düşüncelerimi çok iyi yansıtıyor. Neredeyse bire bir
anlatıyor. Onun için tekrar tekrar okuyorum. Bu şiiri YouTube’a daha önce
kaydettiğim halde, şimdi, bu düşüncelerle yeniden kaydediyorum.
Arkadaşlık konusunda geldiğimiz noktaya bakınca, şunu
söyleyebiliriz:
Yolların ve arkadaşlıkların sonu!
Üzgünüm!
Hoşça kalın!
x x x
TAVSİYE
Yolun ve Arkadaşlıkların Sonu YouTube
x x x
İLGİLİ YAZILAR
EMEK, BenimsEMEK ve
ÖnemsEMEK
Dost, Can Dost, Can Dostum
AÇIKÇA İLN EDİYORUM
DİKKAT: Bu uzun bir yazıdır. Sonuna kadar
okumadan kızmayın, yargılamayın, hüküm vermeyin. Sonuna kadar okuyun
önce, ondan sonra boynum kıldan ince.
[email protected]