İsmail Hakkı CENGİZ

İZMİR / BAYRAKLIih.iyiinsan.com

GENEL HABERLER’DE DEVRİM

Haberlere yeni bir anlayış

Makale

UYKUSUZ, Gergin, Öfkeli, Endişeli ve Unutkan mısınız?

2022-08-10 00:00:00
Okunma: 1 | Yorum: 0

Etrafımda, bu dertlerden şikâyetçi olmayan yok gibi… Bu
illetlerin biri veya daha fazlası, zaman zaman bana da musallat oluyor. Bu konulara
çok meraklıyım… Neden oluyor, çözümü ne? Sürekli inceliyor, araştırıyorum.

Elimde, Dr. Seth J. Gillihan’ın, “Duygusal
İyileşme” adlı kitabı var. 2020 basımlı kitaptaki en son bilgileri, daha önceki
bilgilerle karşılaştırıp, sizlere özetin özeti şeklinde sunmaya çalışacağım.

Bu dertlerle ilgili daha önce yazdıklarımla tekrara
düşmemek için farklılıkları dile getireceğim. Önceki yazıların bağlantılarını
da aşağıda verdim.

Bu sıkıntılar, birbirlerinin hem sebebi hem sonucu olan,
bir kısır döngü yaratan dertler. Gerginseniz uyuyamıyorsunuz, uyuyamıyorsanız
gergin ve öfkeli oluyorsunuz. Uykusuzluk, gerginlik ve öfke, endişe ve unutkanlığa
sebep olabiliyor. Huzur, neşe, keyif, zevk kalmıyor.

O vakit çözelim bu sorunları!

Başlıyoruz:

Madde 1. Sizde gerginlik
yaratan kişilerden uzaklaşın! Bu kişiler hayat enerjinizi tüketir. İnsanda yaşama
sevinci diye bişey bırakmaz. Öfkeye, gerilime sebep olur. Uykularınızı kaçırır.

Gerilim yaratan kişiler, illa yanı başınızda olmayabilir. Ekrandaki
kişilerden de sizi geren, zıddınıza giden, “gıcık olduğunuz” kimseler
varsa onlardan da uzak durmalısınız. Onların programını filmini, dizisini seyretmemelisiniz.
Hele gerilim yaratan kişileri gece saatlerinde seyrediyorsanız, kendinize bir
de kahve yapın… Çünkü nasıl olsa uykunuz kaçacak, bari kahve keyfiyle kaçsın!

Yine, bu zıddınıza giden kişiler “sosyal medya”da da
olabilir. Paylaşımlarıyla sık sık karşınızda arz-ı endam edebilirler. Kaçın! Uzaklaşın!
Terk edin!

Madde 2.
UYKUNUZU mutlaka almalısınız. Yattığınız vakit, kolayca uykuya
dalabilmelisiniz. Gece, en az 6 (altı) saat uyumalısınız. Aslında, bu birinci
maddede zikredilmeliydi fakat uykuyu kaçıran birinci sorunu başa almayı uygun
buldum. Çünkü o çözülmezse zaten uyku yok!

Peki, nasıl kolayca uykuya
dalabiliriz?

Birinci maddeyi hallettiyseniz, sıra diğer adımlarda… Geceleri
23:00 civarında yatıp, sabah da 06:00-07:00 civarında kalkmalı. Bu saatler, yaz
mevsiminde spor için ideal saatlerdir. Hiçbir spor dalıyla uğraşmıyorsanız
yürüyüş yapabilirsiniz. Yürüyüşü, sizinle kafa dengi olan birisiyle, sohbet
ederek yaparsanız hem fiziksel olarak hem de ruhen rahatlarsınız. Ayrıca sosyal
bir etkinliğe de imza atmış, bir taşla üç kuş vurmuş olursunuz. Bu size gün
boyu huzur verecektir.

Sabah yürüyüşü, akşam kolayca dalmanız için yeterli fizikî
yorgunluğu sağlamaz. Gün içinde de bedenen yorulmalısınız. Denize girme imkânı
varsa bundan yararlanmalı. Bisiklet en faydalı spordur. Yaş ilerlemişse üç
tekerlekli bisiklete de binebilirsiniz. Mühim olan pedal çevirmektir. Hiçbir sporu
yapmak mümkün değilse, gün içinde, bir saat kadar sürecek bir yürüyüş daha
yapmalısınız.

ÖĞLE UYKUSU

Öğle uykusunu, bazı uzmanlar faydalı buluyor, bazı uzmanlar
gece uykusunu kaçırabilir diye tavsiye etmiyorlar.

Benim görüşüm: Eğer
sabah 06-07 arasında kalkmışsak ve o saatten beri ayaktaysak, öğle uykusuna
mutlaka ihtiyaç vardır diye düşünüyorum. Yalnız, bu öğle uykusu, saat 15:00’ten
sonraya kalmamalı. Bir saatten fazla sürmemeli. Bir de gece yattığımız gibi
derin uyku pozisyonunda olmamalı, uzanmak şeklinde gerçekleşmeli ve derin bir
uyku hâline gelmemeli.

Yine, uzmanlar saat 15’ten sonra kahve içmeyi tavsiye
etmiyorlar.

Uykuya kolayca dalmak için, cep telefonu ve televizyonla
ilişkimizi, yatmadan en az bir saat evvelden kesmek lâzım. Uykudan önceki bir
saati keyifli bir kitabı okuma veya bulmaca çözmeyle değerlendirseniz, gözlerinizin
kendiliğinden kapanmaya başladığını göreceksiniz.

Madde 3.
ÖFKEYİ KONTROL:

Eğer çok sık öfkeleniyor, öfke nöbetlerine tutuluyorsak,
kendimize, “öfkeye meyilli miyim?” diye sormalıyız. Tabii öfke
nöbetlerine girmek, illa birilerine bağırıp-çağırmakla ortaya çıkmaz, birilerine
kızarak kendi kendimizi yiyip bitiriyorsak, bu da üstelik sağlığımız için çok
daha tehlikeli bir öfke nöbetidir.

Buna DR. Gillihan UZUN SÜRE KAFA YORMA başlığı
altında şöyle dikkat çekiyor: “Bizi sinirlendiren şeyleri zihnimizde
hapsolup tekrar tekrar kurgulamak kolaydır. Bizi üzen kişi ve olayları tekrar
yaşayıp, bize bu denli haksızlıkları nasıl yaptıklarını düşünüp öfkelenerek,
asla gerçekleşmeyecek asabî münakaşalar yaparız. Öfke ile ilgili anıların ve
ruh hallerinin üzerinde durmak sadece öfkemizi PERÇİNLER.”

Bunlardan kurtulmak, ait oldukları yere, mazinin çöplüğüne gömmek
lâzım. Bunları tekrar tekrar hatırlamanın kimseye bir faydası olmadığı gibi
büyük zararı var! Kime? Tabii ki kendimize, uykumuza, sağlığımıza,
sinirlerimize…

Bu konuyla ilgili nefes teknikleri var. Aşağıda bağlantısını
verdiğim “Mükemmel Bir Sağlık” başlıklı yazıda bulabilirsiniz.

6 AY ÖMRÜNÜZÜN KALDIĞINI HAYAL EDİN

Eğer, sadece altı ay ömrünüz kalmış olsaydı, o
öfkelendiğiniz şey yine bu kadar önemli olur ve sizi bu denli kızdırır mıydı?

O üzüldüğünüz, üzüntüden sizi yataklara düşüren şey, sizi
yine bu kadar üzer miydi?

Sadece altı ay ömrünüz kalmış olsaydı, sizin için neler önemli
hale gelirdi?

Günlerinizi, saatlerinizi nasıl değerlendirirdiniz?

Önünüzdeki altı ayın her dakikası, her saniyesi ne kadar
değerli olurdu?

Onun bir saniyesini boş öfkelerle, sinirlerinizi
yıpratmakla geçirir miydiniz?

Peki, öfkelendiğiniz kişinin sadece altı ay ömrünün
kaldığını bilseydiniz, ona yine şimdiki kadar öfke duyabilir miydiniz?

Bu düşünce bana mükemmel bir ruhî tedavi gibi geliyor. Tabii
bu tedavi şeklini, 60 yaş civarı ve üstündeki kişilere tavsiye ediyorum. Daha gençlere
değil!

Madde 4. Daha huzurlu, keyifli bir hayat için, öfkeden, bilhassa
endişelerden kurtulmak için ANI YAŞAYIN!

Bulunduğunuz zaman diliminin farkında olun! Meselâ
sık sık, “kaç yaşımdayım? Bu yaşta önemli olan ne? Artık şunun şunun ne önemi
var?” diye sormanın çok faydalı olacağı kanaatindeyim.

Bulunduğunuz mekânın farkında olun! Misal,
Sandıklı’dayım. Dünyanın en güzel ilçelerinden biri… Acaba burada görmeyi ihmal
ettiğim veya uzun süredir görmediğim, görmeye değer nereleri var? Şu anda
gözümün ulaştığı, sesini duyduğum ne güzellikler var? Buraları tekrar
görebilecek miyim?

Beraber bulunduğunuz insanların farkında olun! Bu insanlar
uzun süredir görmediğiniz kişilerse zaten beraber olmak çok büyük bir
fırsattır. Acaba, bir daha ne zaman görüşebileceğiz, görüşebilecek miyiz? Sık görüştüğümüz
kişilerse, onlarla beraber olmanın tadını çıkarıyor muyuz? Onları ne kadar daha
görebileceğiz? Sevdiğimiz kişilerle bir arada bulunmanın nimetini takdir ediyor
muyuz?

Kendimizin farkında olalım!  Mükemmel biri olmayabiliriz. Geçmişte hatalar
yapmış, fırsatlar kaçırmış olabiliriz. Mühim olan, şimdi nasılız? Kendinize iyi
davranın! Acaba ne kadar daha kendinizle beraber olabileceksiniz? Bence en önce
ve her şeyden önce kendinizle birlikte olmanın tadını çıkarın. Sık sık
buradayım ve sağlıklıyım deyin. Kendimi ruhen ve bedenen geliştiriyorum. Kendimle
sohbeti seviyorum deyin. Kendinizle zihninizde hoş sohbetler yapabileceğiniz
gibi, yazarak veya video çekerek, bunu elle tutulur, gözle görülür hâle
getirebilir, bunları internette paylaşabilirsiniz.

Başlıktaki dertleri çözmeye bu kadarının yeteceğini
düşünerek daha fazla uzatmıyorum. Faydalı olması dileklerim ve şifa dualarımla…

x   x   x

İLGİLİ YAZILAR

Yüksek Tansiyon, Baş Ağrısı,
Mide Ağrısı, Ritim Bozukluğu ve Depresyon Var mı?

Mükemmel Bir SAĞLIK,
Sınırsız DİNÇLİK, Kalıcı MUTLULUK ve HUZUR

Alzheimer olma ihtimaliniz
var mı?

Ölüm Korkusunu Yenmek…
BİLGELİĞE Ulaşmak

ÇOK UNUTKAN MISINIZ?

 

[email protected]

<- Makale listesine don

Yorumlar

Henuz yorum yok.

Yorum Yaz