İsmail Hakkı CENGİZ

İZMİR / BAYRAKLIih.iyiinsan.com

GENEL HABERLER’DE DEVRİM

Haberlere yeni bir anlayış

Makale

ELİNDEN TUTMAK

2022-10-20 00:00:00
Okunma: 1 | Yorum: 0

Birisi elinizden tutarsa, kolunuzu
sımsıkı kavrarsa ne hisseder, ne düşünür, ne anlam verirsiniz?

Size dost!

Size yardımcı… Size yardım etmek
istiyor…

Sizden yardım istiyor… Kendisini yalnız
bırakmamanızı istiyor…

Sizinle gurur duyuyor, iftihar
ediyor. Sizinle her zaman gurur duydu.

Siz de onunla iftihar ettiniz,
gurur duydunuz mu?

Veya korkuyor, size sığınıyor, size
sarılıyor…

Size, korkma, yanındayım, elini hiç
bırakmayacağım, şimdiye kadar hiç bırakmadım diyor.

Sizi seviyor, sayıyor… En iyi dilek
ve dualarla sizi sarıyor.

Ne diyor:

Bana güven mi diyor?

Sana güveniyorum mu diyor?

Yanlışlarımdan ve cahilliğimden
ötürü beni affet mi diyor?

Yanlışların ve cehaletinden dolayı
seni affettim mi diyor?

Hiç, elinizi böyle sımsıkı tutan
oldu mu?

Siz, hiç kimsenin elini böyle
sımsıkı tuttunuz mu?

Sımsıkı!

x   x   x

NOT: 30 Ekim 2022
tarihinde eklediğim, yazıma ilham kaynağı olan satırlar:

“Baba, ben dört, belki de beş yaşındayken,
hepimiz beraberce Rus Nehri’ne gitmiştik… Bir akşam, erken akşam yemeğinden
sonra, yürüyüş yapmak için dışarıya çıkmıştın ve ben senin arkandan gelmiştim.
Hissettirmeden yaklaşmış ve adımlarının izini sürerek senin arkandan
yürümüştüm. Şu küçük orman kovboyu çizmelerim ayağımdaydı ve mümkün olduğu
kadar ses çıkarmadan geride kalmaya çalışıyordum. Sanıyorum, kulübeden beş,
belki de on adım uzaklaşmıştım ki beni duydun. Arkana öyle hızla döndün ki bir
an kafamı koparacağından korktum ama sen… Sen sadece o kocaman elini uzattın ve
parmaklarımı kendilerininkinin arasına aldın… Sonra tek kelime bile etmeden,
seninle yürümeme izin verdin.”



Babanın hasta yatağındaki çarşaf yeni
değiştirilmişti ve hastane gömleği yeni gözüküyordu. Duyulabilen tek ses
Babanın hırıltılı nefesiydi. Yatağın yanında durarak, Babanın titreyen elini
tuttum. Gözlerimin arkasında oluşan baskıyı hissedebiliyordum ve acıyı gömmek
için savaştım.

Babanın titreyen parmakları elimi
sıkıca kavradığı zaman, konuşmayı kestim. Tüm
hayatım boyunca, birbirimize hiç bu kadar derinden bakmamıştık. Koyu renkli
gözleri mükemmel bir berraklıkla benimkileri delip geçiyordu. Her nasılsa
Babanın bakışlarındaki inanılmaz utancı, yalnızlığı, kederi ve acıyı
sezebiliyordum. “Seninle her zaman gurur duydum. Sen her zaman benim
kahramanımdın. Ve senin oğlun olarak ben, Tanrı şahidimdir ki günün birinde,
benimle gurur duymanı sağlayacağım. Ben seni hep sevdim ve hep seveceğim. Baba.
Şimdi rahatla… Seninle nehir kıyısında buluşacağız.”

Baba sahip olduğu bütün gücünü, başını beni
öpmek için kaldırmaya kullandı. Boşta olan elimi, mümkün olduğunca hassas bir
şekilde, boynunu arkadan tutmak için kullandım. Biz ikimiz, en sonunda, baba ve
oğul olarak birleşmiştik. Ona gülümseyerek hareketine karşılık verdim ve
alnından öptüm. Sonra, seneler öncesinde, o yaz Rus Nehri kıyısında beraberce gezindiğimiz
zaman olduğu gibi, babam bana göz kırptı ve kayıp gitti.

Dave Adında Bir Adam, Dave
PELZER, Dharma Yayınları, S. 120-122

[email protected]

<- Makale listesine don

Yorumlar

Henuz yorum yok.

Yorum Yaz