TÜKETİMİ Derhal Kısmak Zorundayız
Problemin adını koyalım: Gıda krizi!
Evet, gıda kriziyle, tehlikeli bir gıda krizi ile
karşı karşıyayız!
İyi haber; her şey bulunuyor.
Kötü haber; her şey az bulunuyor… Üretim yetersiz!
Kıtlığın kesin kanıtı; başta gıda fiyatları, bütün ürün
fiyatlarının füze gibi yükselmesidir. 7 Mart Salı akşamı, TGRT Haber’de,
et fiyatlarındaki iki aylık artışın yüzde 50 olduğu bildirildi. Ertesi
gün, yine TGRT Haber’de, soğan, patates ve domatesteki
“anormal” fiyat artışları dile getirldi.
Fiyatlar neden bu kadar anormal
artar?
Bunun en önemli sebebi; üretim yetersizliğidir.
Üretimin yetersiz olması da kuraklığın,
İklim krizinin,
Vaktinde tedbir alınmamasının,
Ve aşırı nüfus artışının sonucudur.
Bir çevre gönüllüsü olarak, dünyanın nereye gittiğini
gördüğümden, yıllardan beri; “israfı, bilhassa su ve ekmek israfını önlemek,
tüketimi kısmak, nüfus planlaması yapmak, sofradan doymadan kalkmak
gerektiğini” feryat figan haykırıyorum.
Kulak asan oldu mu? Hatta duyan oldu mu?
Hayır! Bir kişi bile, senin çığlığını duydum demedi.
Sorun büyüdü… Sorun çok, çok büyük… Sorun, kaçınılmaz
olarak krize dönüştü.
Büyük sorunu çözmek için büyük tedbirler almak lâzım. Etkili
çözüm yolları bulmak lâzım. Tabii en başta, “konfor alanından çıkmak”
lâzım!
Konfor alanı ne?
Mutfakları, buzdolaplarını tıka-basa doldurmak!
Masaları donatmak!
Üç öğün sofra kurmak+çay pasta, börek,
bükme+meyve+kuru yemiş+abur cubur yemek, içmek!
Doya doya yemek!
Bunları yiyip içerken pek çok israf etmek!
Geldiğimiz nokta ürkütücü… Gidişat korkunç!
Bu alışkanlıkları, bu “konfor alanlarını” derhal
terk etmek zorundayız. Porsiyonları küçültmek, yemek çeşitlerini ve öğünleri
azaltmak zorundayız.
Sofradan daima doymadan kalkmak lâzım.
Ramazan geliyor… Asıl oruç budur. Daha iştahın varken
kalkmak!
x
x x
İLGİLİ YAZILAR
Ahh,
Bir YAPABİLSEM!
YEMEK…
Şuursuzca Tüketmek!
Üç
öğün yemek kapitalizmin bir oyunu mu?