Devlerle Güreşen KARINCA
Timur, çadırında uzanmış dinleniyordu. Çadır direğine bir
karıncanın tırmandığını gördü. Karınca düştü. Tekrar tırmanmaya başladı, yine
düştü.
Karıncanın düşüp düşüp tekrar tırmanışı Timur’un dikkatini çeker ve ne
kadar sürdüreceğini merak eder. Saymaya başlar. Karınca tam 135 kez düşer ve
136’ncı tekrarda yukarıya kadar tırmanır.
Timur, karıncanın azim, kararlılık ve inadına hayran olur. Demek ki
başarmak için asla vaz geçmemek lâzım!
Düştüğün yerden azimle kalkman lâzım!
Kararlılıkla işini sürdürmen lâzım!
Sabretmek, sebatkâr olmak lâzım!
Gelelim bugüne…
Karınca milyonlarca…
Devler, seçkin birkaç şöhret!
Karınca kim? İşte, ben! Bir okuyucuya 30 yazarın düştüğü memlekette, benim
gibi, kimsenin tanımadığı yazarlar…
Devler; Tolstoy, Zola, Hugo, Aziz Nesin, Yahya Kemal, Cemil Meriç…
Onların devasa yayınevleri…
Karınca devlerle güreşebilir mi? Nasıl güreşsin? Ezer geçerler karıncayı.
Ezmiyorlar!
Düşman değiller… Biz de onlara düşman değiliz. Düşmanlık ne kelime, onları
çok seviyoruz. Onlardan feyz aldık, almaya devam ediyoruz. Hatta onlar
sayesinde yazdığımızı, kitap sahibi olduğumuzu söylemek bile yanlış olmaz.
Kader!
Bizi onlarla güreşmek zorunda bırakıyor. Bizi onlarla aynı sahneye
çıkarıyor. Üstelik dev yayınevleriyle, ünlü şaheserleriyle onlar sahnenin
merkezinde, biz sahnenin köşelerinde… Perde kapatıyor bizi, yarım yamalak
gözüküyoruz… Ancak dikkatle bakanlar, görmek isteyenler görebiliyor bizi.
Okur… Gayet az sayıdaki, nazlının nazlısı okur, genel
ihtiyaç sıralamasında kitabı 235’nci sıraya koyan okur, onlara doyacak da
azıcık iştahı kalmışsa, bizim semte doğru teveccüh edecek… Kitaplarımıza lütfen
bakacak!
Karınca ne yapsın?
Direğe sımsıkı sarılmalı… Düşeceğini bile bile sarılmalı… Tekrar tekrar
tırmanmalı! 135 kez yetmez… Tam 235 kez tırmanmalı!
Azim, sabır, sebat,
Kararlılık, inat!
Karınca önyargıları kırmalı… Atomu parçalamaktan zor olan önyargıları!
x
x x
TAVSİYE
Ben
CÖMERTLİĞİN Meftunuyum, Hayranıyım
[email protected]